header image
Home arrow Anasayfa arrow makaleler arrow VERGİ ASLA VERGİ DEĞİLDİR
VERGİ ASLA VERGİ DEĞİLDİR E-mail
User Rating: / 0
PoorBest 
Nov 19, 2005 at 07:25 AM

Bilinir ki ABD dünyanın ekonomik anlamda en Liberal ülkesidir. Yani ‘görünürde’ federal otorite paranın, bankanın, ticaretin, sosyal hayatın ve elbetteki ki dinin düzenlenmesinde aktif rol almaz. Hastaneleri, klinikleri, üniversiteleri yoktur. Demir, deniz ve hava yolları taşımacılığı işletmesi yapmaz. Su, elektrik, doğal gaz, haberleşme gibi hizmetler vermez. Yollar, barajlar, köprüler inşa etmez. Din adamına maaş bağlamaz.

ABD’nin kuruluşundan beri devlet kendini ekonomik ve sosyal anlamda dünyada eşi benzeri görülmeyecek derecede ‘geri planda’ tutmuş böylelikle özel sektörün gelişmesine, sermayenin oluşmasına, dünya devi yatırımların ortaya çıkmasına ortam hazırlamış. Buraya kadar her şey güzel (aslında 1990’lara kadar her şey güzeldi ABD için).

 

Teorik olarak tutarlı görünen bu liberal yapı, konu vergi yönetimine geldiğinde zaman zaman ciddi çelişkiler oluşturuyor. Nasıl mı?

Eyalet senatolarında görüşülen birkaç örnekle konuyu açalım. 

Hastaneler, klinikler obezite ve diyabet tedavisi görenlerle dolu. Her yıl bu sebeple ‘çalışamaz’ sınıfına ayrılanların sayısı hızla artmaya devam ediyor. Kanserli hasta sayısında da durum aynı. Peki nasıl başa çıkılacak bu durumla? Devletin Fast-food’u, donmuş gıdayı yasaklayacak hali yok! Akla derhal o meşhur susturuculu silah geliyor: vergi. Pek çok eyalette yağlı yiyeceklere, donmuş gıdalara, tatlandırılmış ve gazlı içeceklere hatta kalori sınırına takılan masum gıdalara bile ekstra vergiler kapıda (Gerçi konu iki okyanus arasında birkaç yıldır konuşuluyor ama gıda karteli ve lobisi konunun nihayete varmasına izin buyurmuyor sanırım). Malum, ulusun sağlık sistemi tehlikede! Bu arada aramızda kalsın, 12 ounce’luk tatlandırılmış içeceğe ekleyecekleri 3 cent’in önümüzdeki 4 yılda oluşturacağı ekstra bütçenin $24 milyar doların üzerinde olduğunu kimseye söylemeyin! (Kaynak: Federal Kongre Bütçe Ofisi).

Söylendiği gibi bütün bunlar Obama'nın şu meşhur Ulusal Sağlık Planının hızla devreye girmesi ve gereken bütçenin oluşturulması için yapılıyorsa o zaman tüm yetkililer huzurunda saygıyla eğiliyorum.

Bir başka örnek: Gençlerin eğitimlerinin lise sonrasında devamında problem gören yetkililer derhal harekete geçiyorlar. Durum ciddi, ülkenin yetişmiş eleman arzı zayıflayacak (Asıl mevzu eğitim sektörünün zayıflama tehlikesi de, neyse biz anlamazdan gelelim). Ne yapılması gerekir? Ahaliye “Liseyi bitirenler derhal üniversiteye yazıla!” diye ferman verilecek değil elbette. Yerel yönetimler üniversite eğitimine geçişte zaman kaybetmeyenlere uygun burs kapıları açtığı gibi geç kalanlara, geç kalınan her yıl için ekstra vergiler uygulamayı planlıyor. Düşünsenize devlet bu yolla ilerleyen zamanlarda eğitilmemişlerin sosyal yükünü azaltmaya da çalışıyor.

Hükümetin tüketici davranışlarına karışması, piyasa ve ticaret hayatına dahil olması bu toprakların doğasına aykırı. Ama görülüyor ki iş özün gerçekten başka. Devlet istediği gibi olmayanları doğru yola getiriyor, getiremediklerinden de ekstra vergi geliri oluşturuyor. Bu sefer o ince çizgi sanırım sağlıklı ve eğitimli toplum yaratmak ile gelirlerini arttırmak arasında bir yerlerde duruyor.

Vergiler yasaklayıcı olduğu kadar teşvik edici de olsa. Kimi Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, çiçeklerle süslü bahçesi ve balkonu olan evlere konut ve çöp vergilerinde indirimlerine gidilse keşke. En düşük çalışan turnover oranına sahip şirkete vergi indirimine gidilse ya da en az hasto olan çalışanların SGK benzeri ödemelerinde indirimler uygulansa... İmkansız mı?