header image
Home arrow Anasayfa arrow makaleler arrow AZMANİSTAN ÜZERİNE (1)
AZMANİSTAN ÜZERİNE (1) E-mail
Oct 15, 2018 at 10:15 AM

Oktay Sinanoğlu; modern bilim çağının en genç profesörü, geliştirdiği ve adıyla anılan onlarca Nicem (Quantum) Kimyası ve Moleküler Biyoloji bilimsel önermelerin (teorem) mucidi, tek T.C. Profesörü ünvanına sahip bilimadamı... Onu bir paragrafta anlatmaya çalışmak gerçekten imkansız; zorlanıyorum... Özetle ve kendi tabiriyle bir matematik + bilim + gönül insanı. Hani derler ya hep "Bir kitap okudum hayatım değişti" diye. İşte yıllar yıllar önce benim hayatımı değiştiren o kitapların yazarı....

Takip edenler bilir, Türkçe aşığıdır. Özenle seçilmiş kelimeler ve günyüzü görmemiş ifadeler kullanılır, benzetmeler yapmaya ve takma adlar uydurmaya da bayılır. İşte bu takma adlardan biri de Azmanistan'dır. Peki neresidir bu Azmanistan, koordinatları - coğrafi konumu nedir? Kimler kurmuştur ve kimler yaşar burada?

Gelin, her biri aynı puan olan yukarıdaki soruların sonuncusundan başlayalım... İşte sizlere Azmanistanlı'ların bir Türk gözüyle farklı davranış, tutum ve tarafları:

 

Sadece otomatik vites araba kullanabilirler. Düz vites araba olgusu onlara anlamsız gelir. Kornaya dokunmayı bilemez, her seferinde 'köküne kadar' basarlar. Asla paralel park yapmayı beceremezler.

İletişime açık ve konuşkandırlar ama kişilerarası derinlemesine paylaşım çok nadiren vuku bulur. Konuşurken diyaframlarını kullanmazlar, ses karınlarına yakın bir bölgeden gelir. En çok kullandıkları iki kelime "No" ve "Excuse me"dir. 

'Yemek yapmak', 'dondurucudan alıp mikrodalgaya koymak' demektir. Pek çok şeyin en kalitelisini tüketirken, yemeğin en adisini yerler. 3 öğün sandwich veya hamburger yiyebilirler. Sebzeleri çok yıkamaz, çok pişirmezler. Kahvaltıda zeytin - peynir, domates - biber yemezler. Sokakta, arabada, işte; ellerinde her daim içecekleri (kahve, buzlu çay, gazlı içecekler) vardır.

Ailede önem ve öncelik sırası; 'çocuklar, anne, evcil hayvanlar ve baba' şeklindedir. Bebekleri nadiren ağlar.Yaşlılara hürmet etmez, saygı göstermezler. Sosyal ortamda yaş hiç bir durumda kişiye bir öncelik ve ayrıcalık katmaz.

Taksiciye, berbere, kapıcıya, postacıya hemen herkese bahşiş verirler. Hesabın % 10'unu bulmakta hep zorlanırlar. Sayısal bilimlerde çok zayıftırlar.

Kışın, diz boyu karda parmak arası terlikle ya da yazlık ayakabıyla dolaşırlar. Kadınlar bir (1) numara büyük ayakkabı giyerler. 

Erken yatar erken kalkarlar. Haftaiçini haftasonunu planlayarak geçirirler. Meşgul olmaya, olamazlarsa öyle görünmeye bayılırlar.

En büyük problemleri ödedikleri vergi ve pahalı araba sigortalarıdır (kasko). Hayatları araba kirası (leasing) yada ev kredisine endekslidir. Krediyi kiracıya ödetir, bedavadan ev sahibi olurlar.

Bozulan ve kirlenen herşeyi atarlar. Yenisini almak yıkamaktan veya tamir etmekten daha ucuzdur. Çöp tenekelerinin yanı bir çeşit gayri-ticari agora gibidir. Orada herşeyi bulabilir, çekinmeden utanmadan alıp kullanabilirler.

Yürümeyi sevmezler. Her yere arabayla gider ve her şeyi (yemek, alış-veriş, eczane, banka işleri) arabadan inmeden hallederler. Fakat spor yapmaya bayılırlar. En amatörü bile yaptığı spor branşının tüm ekipmanını tedarik eder ve kullanır.

Marka(ra)lama Notu: Bu liste daha uzaaaaar, gider. Her ne kadar geniş insan kitlelerini genellemek sosyolojik anlamda temelsiz olsa da burada asıl anlatılmak istenen 'dünya'yı bir, yaşayanları aynı' görme eğiliminin yanlışlığıdır. Anlamak, iletişim kurmak, ikna etmek ve yanına çekmek için; "evrensel (Global) bakma, yöresel (Glocal) bak"...