header image
Home arrow Anasayfa arrow makaleler arrow HER ŞEY SATILIK
HER ŞEY SATILIK E-mail
Oct 15, 2018 at 10:28 AM

Yüzyıllar boyu ticaret; tüccar, takas, kervan, ipek-baharat-amber yolu demekken şimdi bütün bu bileşenlerin toplamına tek bir şey deniyor artık: Örütbağ, yani Anglosakson dilindeki adıyla internet. 

İnternet üzerinden yapılan ticaretin hacmi ‘aklın alamayacağı, sıfırların yetemediği’ noktalarda artık. İnternetin yaygınlaştığı ilk yıllarda, alış-veriş ve banka işlemi gibi konularda çekinceli olan biz Türkler bile artık her yıl neredeyse iki katına çıkan bir hacimle e-ticarete yöneliyoruz. ‘Birkaç tıkla istediğini alabilmenin cazibesi’ girişimcilerin iştahını kabartırken pazarlama profesyonellerine yepyeni “tırmalama alanları” oluşturuyor. Bu çılgın devinim, öte yandan kimilerinin de aklını karıştırmışa benziyor. Belki haberiniz olmuştur, yakın zamanda amatör bir futbolcu kendini açık-arttırma yoluyla satışa çıkardığını duyurdu.

Aslına bakarsanız başarılı bir pazarlama projesi gibi gözüküyor, en azından ülkemiz için. ‘Ürün, tanıtım mecrası, fiyatlandırma ve kanal karması seçimi’, kasetlerden izleyip milyon dolarlık transferler yapan Türk futbol piyasası için çok da saçma durmuyor; ne dersiniz? (Yazar burada yorumu okuyucuya bırakır, vay anasını!)

 

‘Kimler, ne satıyor’ listemizde bakın daha neler neler var: az kullanılmış ruhunu satan adamdan, oğluna isim koyma hakkını satan anneye, Justin Timberlake’in artık tostunu satan işletmeciden, tırnaklarını satan seri katile geniş yelpazede alternatiflerimiz mevcut. Seç, beğen, tıkla…

Petrol, silah, tahıl, içecek, değerli madenler gibi sektörlerdeki az tedarikçi ve çok alıcının olduğu; sayısız ürünün ve değerli markaların arkasında akıl almayacak kadar az sayıda holdingin kontrolünde bulunduğu “oligopol gerçekliği” düşündükçe küçük ve orta ölçekli girişimlere daha sıcak bakıyorum doğrusu! Ayrıca, 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesinde tanımlanan temel tüketici haklarımdan  (Bu konu çok eğlenceli, yazmak gerek!) bir kaçını devreye soksam bu küresel devlerin tamamının kökünü kazırım amma … (Toparlanıp“sözde pazarlama gurusu” kimliğimize geri dönelim)

Pazarlama profesyonelleri, doygunluğa ulaşmış arz piyasasında belki de en önemli  görevlerinden biri olan 'ihtiyaçlar yaratıp yeni pazarlar oluşturma' konusunda kafa yormaya devam ediyorlar belli ki! Öyle ya, daha önce bedavaya alınan şeyleri pazarlayıp, mülkiyeti alınamayan şeyleri ticari metaya dönüştürebiliyor ve üstüne üslük bunlara karlı pazarlar oluşturabiliyorlar. ‘Galaksiden bir yıldıza sevgilisinin ismini verme hakkını’ değerli bir ticari ürüne dönüştürmek görüldüğü kadar kolay işler olmasa gerek! Bu arada  evrende şu ana kadar 1 milyona yakın isim hakkı alınmış yıldız mevcut, tanesini 30 $'dan satan firmanın yıllık kazancı hesap etmek isteyen var mı?

Marka(ra)lama Notu: Bu sefer son noktayı yazar Jim Hightower koysun. "Akıntıya karşı yüz: Ölü balıklar bile akıntıyla birlikte hareket edebilirler"  (Swim against the Current: Even a Dead Fish Can Go With the Flow, Jim Hightower with Susan DeMarco, 2008)